Adana'dan hareketle önce Kozan'a uğrayarak, ardından Gaziantep, Birecik Barajı ve Halfeti, son olarak da Şanlıurfa ziyaretleri ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinden ayrıldık. Devamında ilk kez geldiğim Diyarbakır'a, oradan Bitlis, Tatvan, Gevaş ve şimdilik son durak: Van.
Adana'da sıcaktan bunalıp, belki bu yüzden hakkını pek de veremeden 2 gün konaklayarak şehir merkezinden ayrıldık. Akılda kalanlar devasa Sabancı Merkez Camii, Ulu Camii, yanlış anlatımlar ve tabelalarıyla Arkeoloji Müzesi ve tabi ki kebaaaap :)
Kozan, Çukurova'ya hakim devasa tepesindeki kalesiyle ne kadar görülesiyse, merkezi bir o kadar sevimsiz. Kalede kimsecikler yoktu, kaçak şarap keyfi yapıp güneşi batırana kadar Çukurova'yı seyrettik. Aşağıdaki fotografta Kozan merkez görülüyor. Diğer yön uçsuz bucaksız Çukurova.
Gaziantep de Diyarbakır gibi daha önce görmediğim bir şehirdi. Merkezin dışındaki mahalleleri de, merkezi de beklentimin üzerinde modern, insanı sıcak, keyifli bir şehir. Bir de şehir müzesinin avlusunda bira içmeden şehirden ayrılmamak gerek :)
Harran'da kimi çocuk turistlerden etkilenip Antalya'daki restoran çığırtkanlarına dönüşmüş, kimisi de hala mütevazi, çalışkan.
ve Diyarbakır... Açıkçası Diyarbakır benim kafamdaki belirsizliklerin yıkılmasına sebep oldu. Tamam, şehir merkezi tabii ki bir Gaziantep gibi turiste alışık değil, oturduğunuz yerde -özellikle de yanınızda bir de bayan arkadaşınız varsa- fazla bakışa maruz kalıyorsunuz. Ama olsun, bunlar ufak detaylar. Yaşlılar genelde Kürtçe konuşuyorlar, gençlerde daha çok Türkçe hakim. En arka mahallelerine kadar girmedim ama en kaymak tabakanın olduğu mahallede de değildim. Ne Türk Bayrağı dışında bir bayrak, ne Abdullah Öcalan ile ilgili bir propaganda, afiş, hiçbirşey yok. Kısaca rahatsız olacak bir ortam yok. Olmadığı gibi çok farklı, alışkın olmadığımız kültürleri de uzun süre algınızı meşgul ediyor, sürekli etrafı inceleyerek etrafı dolanıyorsunuz.
Dengbej Evi dedikleri evde bölge sakinlerinin önde gelenleri eski aşkları, savaşları, tarihsel olayları türkü çığırır gibi anlatıyorlar. Biri susuyor, diğeri başlıyor, sanki tiyatro izler gibi yarım saat hiç anlamadığımız bir dilde okunan bu türkülere kilitlenip kalıyoruz.
![]() |
| Diyarbakır Ulu Camii |
Diyarbakır'dan sonra Baykan-Bitlis arasındaki dağlık yol geçmişte yaşanan ve halen devam eden bölgedeki terörün izlerini yansıtan karakollar, gözetleme kuleleriyle dolu. Durup fotograflarını çekmeye açıkçası çekindim. Yapılmakta olan tünelli viyadüklü yaşasın başbakanımız heyleyley yolu ise böylesine güzel köprüleri ezmiş, saatte geçecek 10 kamyonun yolunu gözlüyor...
Bir de o yolda bir İskoç Amca tek başına pedal basıyordu ki, saygı duydum...
Van'da güzelce dinlenip, vakti geldi dediğimizde Gürbulak'tan İran'a geçmeyi planlıyoruz. Şimdilik 2-3 gün Van'dayız.








Kolay gelsin
YanıtlaSil